Birinciysen birincisindir , ikinciysen hiçbir şey...

17 Kasım 2009 Salı

Dünyanın En İyisi ''Manny Pacquiao''




Bu kendi küçük ama yüreği,cesareti ve boks yetenekleri büyük Filipinli Pacquiao önünde saygıyla bir kez daha eğiliyorum..Spor tarihinde bir çok ünlü ve büyük sporcu vardır fakat bence hiç biri Many Pacquiao kadar çok sevilmeyi hak edecek derecede bu sevimli adamla kıyaslanamaz.En son yaptığı Cotto maçına değineceğim ama hepsinden önce Manny’nin Filipinler’de ne kadar çok sevildiğinden bahsedelim.Ülkenin en önemli ismi Pacman.Devlet başkanları,sanatçılar falan hepsini toplasan yine de Pacquiao’nun popülaritesine yaklaşamıyorlar.Adeta Filipinler’de hayat duruyor Pacquiao’nun maçlarında.Yüzbinlerce insan televizyon başında halk kahramanlarının bir kez daha tarih yazması için dualarla ona yardımcı oluyorlar.Hatta o kadar meşhur ki Pacman halka açık yaptığı antremanları izdiham yüzünden yarım bırakmak zorunda bile kalabiliyor bazen.Kısacası Filipinler Manny Pacquiao ila yaşıyor ve onunla var oluyorlar.Bu efsane boksörün yenildiğini görmek sanırım Filipinler’de toplu intiharların falan yaşanmasına sebep olabilir.

Bir boksör düşünün rakiplerine inanılmaz derecede saygı duyan,kazandığı her maçdan önce ve sonra köşede duasını eden ve rakibini ringde öldüresiye hırpalasa da karşılaşma sonunda rakibine sarılıp övgüler düzen…Maçlarda rakiplerini adeta canından bezdiren bir baskı kuruyor Pacquiao ve resmen pes dedirtiyor, boks deyimiyle havlu attırıyor..O kadar hızlı elleri ve ayakları var ki rakipleri çaresizlik ne demektir Manny’nin karşısına çıktıklarında anlıyorlar..Dünyaya daha önce hızlı boksörler gelmedi mi elbette geldi ama hiç birisi bu hızının yanında çok sağlam bir karaktere sahip olmadı ve boks tekniği olarak da bu kadar çok isabetli yumruk atamadı.Normalde hızlı olan boksörün vücut koordinasyonunu ayarlayarak rakibe daha kontrollü boks yapan rakiplerine oranla daha az isabetli yumruk atmasını beklersiniz.Fakat Pacman hem inanılmaz süratli hem de o oranda isabetli yumruklara sahip.Daha da inanılmaz olan şey bu yumruklar bir veya iki tane arka arkaya atılan yumruklar da değil.Arka arkaya dörtlü beşli hatta altılı kombinasyonlar.Bunu sadece bir veya iki raundda da yapmıyor hemen hemen her raundda bu baskıyı rakibine hissettiriyor Pacquiao…Normal şartlarda bu kadar atak boks yapan bir sporcunun savunmada açıklar vermesi beklenir.Elbette bazen savunmada açıklar veriyor Pacman fakat bu kesinlikle karşılaşmayı kaybedecek oranda açıklar değil.O kadar haraketli ayaklara ve vücuda sahip ki Pacman açık verdiğinde vurmak istese bile rakibi yakalayamıyor.Rakip adına ne kadar sinir bozucu bir şey düşününsene adam size bir kamyon sopa atıyor siz yeter artık gel bi de ben vuracağım diyorsunuz ama her gittiğinizde hem yakalayamıyorsunuz hem de üstüne aldığınız yumruklar da cabası..Pacman’in rakipleri elbette bazen sağlam yumruklar denk getirip vuruyorlar fakat çenesi de son derece sağlam olan Manny bu yumruklardan çok fazla etkilenmiyor.En büyük özelliklerinden biri de rakip iyi bir yumruk attığında Pacman’in üstüne gidip iyice hırpalamak isterken Pacquiao bir adım geri çekilip sanki az önceki yumruğu alan kendisi değilmiş gibi fırtına hızında rakibine kombinasyonlarla dur demesidir.Ters gardlı bir boksör olan Pacquiao’nun en öldürücü silahı ise o meşhur yıldırım hızındaki sollarıdır.O kadar süratli ve dengeli çıkarabiliyor ki(sürat ve denge aynı anda bir araya getirenler her zaman sporda efsane olmuştur) o solları rakibe hiçbir zaman kalmıyor o soldan kaçmak için.

Geçen Cumartesi gecesi Cotto ile yaptığı mücadele de yine eski maçlarına benzer bir sonla bitti.Aslında Manny ile karşılaşan boksörler karizmayı çok ama çok fena çizdiriyorlar.Yani rakiplerini normal bir şekilde yenmiyor ki Pacman resmen dünya aleme rezil ediyor.Hatta öyle ki boksün efsane isimlerinden Oscar De La Hoya’yı öyle bir benzetti ki dünyaya geldiğine bin pişman etti Oscar’ı..Maç boyunca bir tane bile yumruk atamayan Oscar’a pes dedirtti ve Oscar köşesi daha fazla devam etmenin bir anlamı olmadığını düşündü ve maçdan çekildi.Hatta Oscar’ın o maç için antrenörlüğünü yapan Ignacio Beristain aynen şöyle demişti ‘’Hey Oscar daha fazla devam etmenin bir anlamı yok adam çok hızlı ve çok iyi çekiliyoruz tamam mı en doğrusu bu olur’’ İşte bu kadar domine ettiği bir maçdan sonra Oscar’ın yanına gidip ‘’Sen benim idolümsün her zaman’’ deme olgunluğunu ve büyüklüğünü de göstermişti Pacquiao…Gelelim en son yaptığı Cotto maçına.Doğal bir Welterweight boksörü olan Cotto bu zamana kadar Pacman’in karşılaştığı en kalın ve fizik olarak en güçlü rakibiydi.Bir çok kimse Cotto’nun kazanacağını ve gücü ve boks altyapısı çok sağlam olan Cotto’nun bir sürprize imza atacağını düşünüyordu.Aslında karşılaşmaya da çok kontrollü ve savunmada dikkatli başladı Cotto.İlk iki raund istediğini yapan boksördü diyebilirim.Fakat Pacman o kadar fazla baskı kurmaya başladı ki artık Cotto dayanamadı ve yeter artık canıma tak etti diyerek korakor mücadeleye girmek istedi.Tabi ki bu şekilde korakor mücadelede hiç şansı yoktu Cotto’nun ve öyle de oldu 2 defa yere düştü ve maç boyunca bir çok defalarda yere düşmekten son anda kaçarak kurtuldu.8.raunddan sonra bir de baktık ki Cotto sürekli ringde kaçıyor.Resmen tavşan kaç tazı tut misali köşe bucak kaçabildiği kadar kaçıyordu.Pacquiao ise bıkmadan usanmadan sürekli Cotto’yu takip ediyor ve her yakaladığında arka arkaya cezalandırıyordu.Maçı izlerken Cotto’nun bu kadar çaresizliğinden de olsa kaçmasına hakemin dur demesi gerektiğini düşünürken hakem Kenny Bayless 12.raundda artık yeter dedi ve karşılaşmayı durdurdu.Hatta birkaç raund önce ve son raundda da Pacquiao kovalamayı bırakıp olduğu yerde durup resmen bu nedir böyle kaçma der gibi Cotto’ya bakmıştı.

Manny Pacquiao’nun hayran olunacak onlarca tarafı var elbette ama benim en çok sevdiğim yönü maçlara çıkarken ki hareketleri ve vücut dili…Etrafa gülücükler saçarak ilerliyor herkesi selamlıyor hatta el çakışıyor…Ne kadar bir kendine güven ve rahatlıktır bu.Hele hele boks gibi bir sporda..Pacquiao o kadar çok seviliyor ki sadece Filipinliler değil salona gelen hemen herkes Pacman’i destekliyor.Hani daha önceki yazılarımdan birinde Tyson’ı diğer boksörlerden ayıran bir sihiri vardı demiştim.İşte o sihirin bir benzeri de Pacquiao’da var.İzleyenleri resmen büyülüyor ve kendisine hayran bırakıyor taraflı tarafsız herkesi…Şimdi herkes Pacquiao-Mayweather maçını bekliyor.Bu maç eninde sonunda olacak.Boks tarihinin tartışmasız en büyük 5 maçından biri olacağını söyleyebilirim.Ortada dönecek paralar,reytingler,sponsorlar falan düşünmek bile istemiyorum.Şimdi olası bir Pacquiao-Mayweather maçını burda değerlendirmeyelim başlı başına bir yazı konusu..Hele bir açıklansın bu maç o zaman zaten uzun uzun konuşuruz bu çok büyük karşılaşma üzerine..Şu anda ortada bir anlaşma olmamasına rağmen bahis şirketleri oranlar belirlemeye başladılar bile..Pacquiao’nun kazanmasına 1.60 ile 1.75 arasında bir oran verilirken Mayweather’ın kazanmasına ise 2.20 ile 2.35 arasında oranlar verilmiş.Elbette bu oranlar değişebilir maç zamanına kadar.Fakat benim gözümde de Pacquiao bir adım önde Mayweather karşısında.Mayweather’ın o müthiş savunması ve boks tekniğini Pacquiao’nun inanılmaz hücumunun bozacağına inanıyorum.Yani sürekli kontrollü maçlar çıkaran Floyd Mayweather bu sefer Pacquiao karşısında korakor döğüşe girmek zorunda kalacak.Daha doğrusu buna Pacquiao zorlayacak Mayweather’ı…Bu maçı izlemeden ölmek istemiyorum.Bir an önce anlaşmalar imzalansın ve 2010’da bu maçı dünya gözüyle izlemek nasip olsun biz boksseverlere…

10 Kasım 2009 Salı

Ne Sayı Ama...

video

Masa Tenisi'nden son günlerin popüler deyimiyle 10 numara bir sayı...Burda benim dikkat çekmek istediğim nokta efsanevi İsveçli tenisci Jan Owe Waldner'in önce savunmada rakibini durdurup daha sonra da en uygun zamanda atağa kalkarak sayıyı alması..Günümüzde hemen her sporda en çok aranan ve değer gören sporcular oyunun iki tarafını da yanı savunma ve hücumu aynı derecede başarılı yapabilen kişilerdir.İşte Waldner masa tenisinde bu tanıma en çok uyan sporcudur.

Persson vurdukca vuruyor ve bir yerde artık Waldner'in hata yapacağını düşünüyor.Çünkü masaya uzak olan ve zor pozisyonda olan kişi Waldner..İşte hani derler sporcu her an her şeye hazırlıklı olmalıdır diye burda Persson Walldner'den bir atak beklemiyor ve gafil avlanıyor..Bu İsveçli kelimenin tam anlamıyla kurt...

8 Kasım 2009 Pazar

Valuev Ancak Çocuk Sever...


Karşılaşmayı değerlendirmeden önce şu Bilgehan Demir denen ezik insan hakkında bi şeyler yazmak istiyorum.Bu çocuğa maç anlattıranları ülkeden sürmek lazım.Bunu artık nerdeyse Bilgehan Demir'in anası babası bile söyler hale geldi ama Fox halen bu ezik insancığa maç anlattırıyor.Hangi bir skandalından bahsetsem ki bilmiyorum.Artık Kıbrıs'lı bir şampiyonumuz var bile dedi ne diyeyim ki...Maçdan önce konuştu da konuştu David Haye'nin giyeceği şortla ilgili.Kıbrıs'a aşık Türk gibi hissediyor kendini bile dedi.Hatta yüreği olan varsa bu Kıbrıs şortunu erkeklerse çıkartsınlar demiş Haye onu da söyledi.Tam bu cümlesi bitti ve ekranlarda Haye göründü.Kocaman bir İngiliz bayrağıyla hem de.Tabi ki İngiliz şortu giyecek adam İngiliz ve oraya kendisini desteklemeye gelen binlerce İngiliz var salonda.Ne oldu Bilgehan denen insancık ahkam kesiyordun Kıbrıs da bayrak da vs diye..Juan Carlos Gomez denen esrarkeş için de Türk bayrağı dövmesi yaptırdı diye tapacaktı az daha hatırlarsınız.Peki bu spikerciğin bu davranışlarının sebebi nedir?Hemen söyleyeyim ezikliği...Kendi ülkesinin boksde önemli bir boksörü olmadığı için kendisini bu şekilde olmadık boksörlerle Türk'lüğü eşleştirerek bu eziklik ruh halinden kurtulmaya çalışıyor.İyi ki Haye şampiyon haydi Türkiye sokaklara demedi onu da bekliyordum ben bu ezik insandan.Haye'nin umrunda mı ya Türk bayraklı şort Kıbrıs falan.Adam paraya,şana ,şöhrete ve kariyerine bakar.Daha ilk önemli ağırsıklet maçında hopp çıkardı Kıbrıs bayraklı şortunu giydi aslanlar gibi İngiltere bayraklı şortunu...
Maça gelirsek eğer ben de hakem olsam karşılaşmayı Haye'ye verirdim.Benim beklentimin çok aksine değişik bir taktikle döğüştü Haye.Sürekli kaçarak arada vurduğu kroşeler ve kombinasyonlarla puan toplayıp maçı kazanma yoluna gitti.Aslında uzun ve kısa boksörlerin karşılaşmalarında her zaman baskı kuran ve rakibin üzerine gitmesi gereken boksör kısa olan olmuştur.Yani yanlış taktik aslında Haye için ama bu Valuev için doğru taktik oluverdi birden bu taktik.Kaçarken kendisi yoruldu ama daha fazla da daha önceki yazıda belirttiğim gibi Valuev'i yordu.Valuev'in yumruklarından kaçmak için hızlı ve seri olmaya falan gerek bile yok.Adam yumruk çıkarana kadar aylar yıllar geçiyor.Bunun yanında karşınızda bir tane koskocaman bir açık hedef kafa ve vücut var.Vur vurabildiğin kadar.Valuev bir iki raund baktı Haye üstüne gelmiyor onun da Haye'nin üstüne gitmemesi lazımdı.Bırak o gelsin sen kemer sahibi olan boksörsün niye rakibe uyuyorsun.Zaten içi boş,boks fundamentali sıfır olan ve bu zamana kadar lobisinin etkisiyle buralarda olan Valuev hakettiği yere gitsin.Hani Erman Toroğlu demişti ya bir hakem için ''Tamam iyi çocuk,sevecen iyi kalpli, eniştem olsun ama maç yönetmesin be abi''..Valuev'e resimdeki gibi çocuk sevmek daha çok yakışıyor.
Haye hakettiği bir maçı kazandı orası çok açık fakat yine bir örnek vereyim bu sefer Ali Şen'den..Bundan 10 yıl önce Beşiktaş'ın Arnavut rakibini öven İlker Yasin denen spikercik kendi liginde hiç gol yemedi bu takım ciddi bir rakip demişti.Ali Şen de cevabı yapıştırmıştı ''Yahu yapma İlkercim hangi ligde gol yememiş Alman liginde mi İtalya liginde mi ?'' Yani bu Valuev bomboş bir boksör bu galibiyet önemli bir veri değil bence..Hiç bir yumruktan kaçamayan açık hedef bir boksör.Fakat Haye'nin de kombinelerininoldukca etkili olduğunu söylemeliyim.Seri ve isabetli çıkarıyor.Hele Valuev karşısında ferrari gibi hızlı olduğunu da gördük.Aslında kesinlikle bu maçın 12.raundda Valuev sarsılmışken nakavt ile bitmesi gerekirdi.Çam yarması devrilmeliydi.Gerçi herkesin beklediği o saldırgan rakibin üstüne giden Haye'yi göremedi seyirciler fakat bir şey görüldü ki o da fazla bir şey yapmasan bile Valuev için çok fazla olduğuydu.Bir de Valuev Vitali ile maç yapmak falan istemiş.O iyi kalpli Valuev'in sonunun morgda veya tekerlekli sandalyede bitmesini görmek istemezdim iyi ki çıkmamış Vitali'nin karşısına..
Olası bir Haye Klitschko kapışmasını daha sonra ayrı bir yazıyla değerlendiririm.Yalnızca şunu söyleyeyim bu taktikle yani kaçarak iki Klitschko'dan da tek bir raund dahi kazanamaz Haye...Aslında Vitali Haye'nin kısa yoldan kemer sahibi olma yolunu Valuev'de bulduğunu söylemişti.Ne kadar haklı olduğunu bu gece gördük.İnsan üzülmeden edemiyor Hollyfield kesinlikle çok daha fazla haketmesine rağmen hakem mafyası vermemişti maçı Evander'a...David Haye'yi her ne kadar dolambaçlı yollara girip o yollardan kaçarak da olsa kemeri kazandığı için tebrik etmek gerekir.Lakin artık çıkmaz sokak olan ''Klitschko Street'' e girmek zorunda kalacak.Aralık ayında Vitali'nin Kevin Johnson(eski NBA yıldızı Kevin Johnson değil) ı yenmesinin ardından 2010 yılında benim tahminim Vitali-Haye ve Wladimir-Povetkin maçları olacaktır.

4 Kasım 2009 Çarşamba

David Haye Vs Nikolay Valuev ''Kesmik Benim''


Sanırım herkes başlıktaki kesmik ne demek merak ediyordur.Bu sözü ben babamdan öğrendim.Ne zaman bir maç olsa veya başka bir durum olsa bu benzetmeyi yapar babam..Nedir kesmik?Hemen söyleyeyim.Aslında 3 tane anlamı var kesmiğin.Bizi ilgilendiren tanımı ''Başakla karışık iri saman'' demektir.Diyeceksiniz ki ne alaka.Babamın anlattığı hikayeye göre bir harman vakti kaliteli ve iyi sap samanları yanındakilere kaptıran Sarı Çizmeli Mehmet Ağa bu kişilerin arkasından bağırmış ''Kesmik benimmmm kesmikkk benimmmm''.Yani hiç bi şeyi elde edemedik kaliteli samanları rakipler kaptı bari ben de kesmiği alayım demiş Mehmet Ağa..Sanırım lafı nereye getireceğimi boksseverler anladılar.Evet Klitschko'ların egemenliği ve ağırlığı bu iki kesmikci boksörü karşılaşmak zorunda bıraktı.Hem Valuev hem de defalarca Haye Vitali ve Wladimir'in karşısına çıkma cesaretini gösteremediler.Ayarlanan maçlar sürekli bu iki kesmikci tarafından çeşitli bahanelerle malesef iptal edilmek zorunda kalındı.Neyse biz Klitschko'ları bir kenara bırakalım ve 7 Kasım Cumartesi akşamki bu karşılaşmanın bir değerlendirmesini yapalım.
İki boksörün kariyerine baktığımız zaman Haye'nin yarı ağır sıkletden geldiğini görüyoruz.Valuev zaten doğuştan süper ağırsıklet.Kelimenin tam anlamıyla fiziksel olarak tam bir dev.Aslında iki farklı boks karakterinin çarpışması olacak bu karşılaşma.Daha iri ve dayanıklı Valuev ile daha hızlı ve ateşli Haye'nin Almanya Nürnberg Arena'daki mücadelesini izleyeceğiz.Şöyle bir göz gezdiriyorum son zamanlarda maç ile ilgili antrenörlerin ve gerek eski gerek yeni boksörlerin hemen hepsi David Haye'nin Valuev'i nakavt edeceği konusunda ağız birliği yapmış durumdalar.Olabilir tabi ama hemen şunu belirtmeliyim ki İngilizler ne zaman sıradan bile olsa bir boksörleri piyasaya çıksa her spor dalında inanılmaz pof poflarlar ve derin lobileriyle boksörlerinin reklamlarını yaparlar.Hatta bu lobi o kadar derindir ki Lennox'un ilk maçda Hollyfield ile berabere kalmasının ardından resmen dünyayı yıktılar.Rövanşda çok ama çok daha iyi bir maç çıkarmasına rağmen müsabakayı sayıyla Lennox'a vermişlerdi.Daha iyi bir maç derken ilk maçdaki performansını neredeyse ikiye katlamıştı Hollyfield.Asıl o ikinci maça beraberlik verilebilirdi diye düşünüyorum.Neyse biz maçımıza dönelim.Valuev kesinlikle fiziğinin vermiş olduğu avantajlardan çok dezavantajını yaşayabileceği bir maç olabilir.Fakat bunu dezavantaja dönüştürecek olan da David Haye'dir.Agresif ve Valuev'i sürekli zorlayan kombineler çıkarıp Valuev'i yorması gerekiyor.Hızlı ayaklarını ve kombinelerini konuşturursa avantajlı konuma geçebilir Haye.Genel inanışın aksine bir düşüncem var benim.Uzayan müsabakada daha çok yorulan taraf kesinlikle Valuev olacaktır.Şöyle düşünün.Bir kamyon ile taksi aynı yolu gitseler hangisi daha fazla benzin harcar?Tabi ki kamyon..Valuev o dev cüssesini kontrol edip yönetmek için çok daha fazla efor harcayacaktır.Doğal olarak Haye de daha az kullandığı kalan benzinini işin diğer kısımlarında kullanabilme şansı yakalayacaktır.Bunun yanında Valuev ne kadar yorulursa yorulsun o kadar sağlam bir çenesi var ki bırakın nakavtı yere bile düşürmek büyük bir iş.
Bir de diğer tarafdan bakalım olaya..Vücudu ve atletikliği ne kadar etkileyici olursa olsun David Haye tam bir kristal çene.Aldığı yumruklarla çok çabuk dağılabilen bir boksör.Bu çene olayını şöyle bir örnekle açalım.Mesala çişimiz geldiği zaman acil durumlarda tutabiliriz değil mi hatta çok daha önemli durumlarda çok daha uzun süre dayanıp çişimizi tutabiliriz.İşte boksdeki çene bu olaydaki gibi değildir.Yani daha önemli ve kemer maçına çıkıyorum çenemi sağlam tutayım dayanayım gibi bir şansınız yoktur.Çeneniz zayıfsa aldığınız yumruk istem dışı olarak dengenizin bozulup yere düşmenize sebep olacaktır.David Haye için işin ironik tarafı da nakavta ihtiyacı olan taraf olarak Valuev'in üstüne gitmek zorunda olması.Atak döğüşürken yumruk alma ihtimaliniz her zaman daha fazladır.Çünkü gardlarınızı indirip rakibin üzerine gidip yumruk atmak zorunda kalacağınız için sol direklerinizde rakibin sağı sizin için çok tehlikeli bir hal alacaktır.Düz gardlı boksörler için genellikle nakavt yumruğu olan sağlarınızı çıkardığınızda da rakibin solları sizi zorlayacaktır.Yani Haye hem helva yapacak hem de mutfağı batırmayacak.Bunu nasıl yapabilir diye düşünürsek elbette o hızlı ayakları ve vücut hareketleri sayesinde kombineleri vurup hemen geri çekilmesi gerekecek.Ama işte alacağı bir yumrukla grogi duruma düşüp Valuev'in o faullü de olsa hakemlerin göz yumduğu avuç içi sokak kavgası türündeki yıpratıcı yumruklarını alarak nakavt da olabilir.
Geçenlerde izlemiş olduğumuz Vitali-Arreola maçında rakibe baskı kurarak maçı kazanma stratejisi belirlemiş olan Arreola tarzında sağlam çene ve dayanıklı bir boksör olsa David Haye o zaman helvayı da yapabilir mutfağı da batırmaz diyebilirdik.Arreola sürekli Vitali'nin üstüne gitti ama efsane vurmaktan usanmadı ve üstün tekniğiyle rakibine havlu attırmıştı.Evet Haye Arreola kadar dayanıklı değil belki ama Valuev de kesinlikle üstüne gelen bir rakibin karşısında Vitali gibi rakibine havlu attıracak ne tekniğe ne de yumruklara sahip.
Karşılaşma eğer Haye'nin nakavtı ile sonuçlanırsa sanırım 2.12'lik devin yere düşüşü de tarihe geçecek görüntülere sahne olacaktır.Bu olur mu derseniz son derece zor ama imkansız değil diyorum.Peki hangisi daha olasıdır derseniz Valuev'in sayıyla kazanması diğer tüm senaryolardan daha olasıdır.Gerek menejerinin Don King olmasından dolayı sürekli hakemler tarafından kayırılması gerekse maçın Almanya'da olmasından dolayı Haye'ye bu maçı sayıyla vermezler gibi geliyor bana.Zaten Haye'nin de sayıyla maç kazanacak stilde bir boksör olmadığını göz önünde bulundurduğumuz zaman ya Haye nakavt edecek yada sayıyla kaybedecek diyebiliriz.Demir çene Valuev'i nakavt edebilmesi için çok ama çok üstün bir performans ortaya koyması lazım Haye'nin...Heyecanlı geçmeye aday bir karşılaşma diye düşünüyorum.Fakat bu maçın en büyük sonucu kesmiği kapan hengi boksör olursa olsun kaliteli samanın asıl sahipleri Klitschko'ların karşısına çıkmaktan artık kaçamayacak olmalarıdır.Yani kısacası er yada geç o kesmiği de kaptıracaklar...(Not:Son maçında Hollyfield Valuev'i çok net bir şekilde yenmesine rağmen derin boksün ayak oyunlarıyla mağlup sayılmıştı.Benim tarafımdan o maçı Hollyfield kazanmıştır ve gayriresmi de olsa ağırsıklet tarihinin en yaşlı şampiyonu olmuştur.Bunu resmi olarak 4 defa başaran tek ağırsıklet olan Hollyfield Valuev karşısında 5.sini de gayri resmi olarak ele geçirmiştir.Kırılması son derece zor bir rekor gerçekten de hem de 46 yaşında)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails